Arz endişeleri ve faiz indirimi beklentileri, gümüşün 1979’dan bu yana en hızlı yıllık yükselişini gerçekleştirmesinde etkili oldu.
Emtia piyasalarında gümüş, arz kısıtlamaları, jeopolitik riskler ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasında olası gevşeme beklentileriyle desteklendi. Özellikle Fed’in 2025’te faiz indirimlerine dönme ihtimali, düşük faiz ortamının alternatif maliyetini azaltarak gümüş fiyatlarındaki yükselişi tetikledi.
Gümüş, yıla 28,9 dolardan başlamasına rağmen, yıl boyunca sergilediği performansla ons fiyatında aralık ayında 84 dolar ile tarihi bir zirve gördü ve yılı 71,1 dolardan tamamladı. Bu performans, gümüşün 1979 yılından bu yana kaydettiği en keskin yıllık artışı temsil ediyor.
Gümüşün performansı, yalnızca bir yatırım aracı olarak değil, aynı zamanda endüstriyel kullanımının artmasıyla da öne çıktı. Güneş enerjisi, elektronik ve elektrikli araç sektörlerindeki güçlü talep, metalin kullanım alanını genişletti. Yeşil enerji dönüşümü ve veri merkezlerindeki elektrifikasyon süreçleri, gümüş talebini artırdı.
ABD’nin gümüşü “kritik mineral” listesine dahil etme kararı, gelecekteki talep beklentilerini daha da güçlendirdi. Savunma sanayindeki kullanım alanları da fiyatları destekleyen faktörler arasında yer aldı.
Gümüş piyasasında süregelen arz açığı ve diğer minerallerin yan ürünü olarak üretilmesi nedeniyle arzın talebe hızlı adapte olamaması, fiyatlar üzerinde kalıcı bir baskı unsuru oluşturdu. Kuzey Amerika’daki bireysel yatırımcı talebinin artması da gümüş fiyatlarını destekleyen bir diğer gelişme olarak kaydedildi.
Bu dönemde altın/gümüş rasyosu, 2013 yılından bu yana en düşük seviye olan 54,03’ü test etti. Bu durum, gümüşün söz konusu dönemde altına kıyasla daha iyi bir performans sergilediğine işaret etti.