Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Güney Kore ziyaretini değerlendirdi. Avşar, iki ülke arasındaki tarihsel dostluğun ekonomik, teknolojik ve güvenlik alanlarında somut iş birliğine dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.
Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı yazıda Türkiye ile Güney Kore ilişkilerini tarihsel bağlar, savunma sanayii, enerji, ticaret ve eğitim başlıkları altında ele aldı. Avşar, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve teknolojiye erişimin ekonomik-askerî rekabetin temel unsuru hâline geldiği bir dönemde Güney Kore’nin Türkiye’nin Asya açılımında özel bir konuma sahip olduğunu ifade etti.
Avşar, ziyaretin iki ülke arasındaki tarihsel dostluğun günümüzün değişen uluslararası sisteminde daha kapsamlı ve işlevsel bir stratejik ortaklığa dönüştürülmesi bakımından önemli bir diplomatik girişim olduğunu değerlendirdi.
Yazıda, Türkiye’nin 1950 yılında Birleşmiş Milletler kuvvetleri bünyesinde Kore Savaşı’na katılmasının iki ülke arasında güçlü bir dayanışma ve kardeşlik bağı oluşturduğu vurgulandı. Avşar, Busan kentindeki Birleşmiş Milletler Anıtsal Mezarlığı içinde yer alan Türk şehitliğinin bu ortak hafızanın en anlamlı sembollerinden biri olduğunu belirtti.
Kore Savaşı’nda 721 Türk askerinin şehit olduğu, 2 bin 147 askerin yaralandığı, çok sayıda askerin esir düştüğü veya kaybolduğu hatırlatılan yazıda, Busan’daki şehitlikte 462 Türk askerinin kabrinin bulunduğu kaydedildi. Avşar, bu tarihsel mirasın iki ülke ilişkilerine güçlü bir toplumsal ve insani zemin kazandırdığını değerlendirdi.
Avşar, günümüzün stratejik ortaklık anlayışının tarihsel yakınlığın ekonomik, teknolojik, bilimsel ve güvenlik alanlarında somut iş birliği mekanizmalarıyla desteklenmesini gerektirdiğini ifade etti. Güney Kore’nin kalkınma tecrübesine dikkat çeken Avşar, ülkenin birkaç on yıl içinde dünyanın önde gelen sanayi ve teknoloji ekonomilerinden biri hâline gelmesinin kalkınma politikaları bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturduğunu yazdı.
İki ülke arasındaki savunma sanayii ilişkilerinin Altay ana muharebe tankının geliştirilmesi sürecindeki teknik iş birliği başta olmak üzere önemli bir geçmişe sahip olduğu belirtilen yazıda, Türkiye’nin insansız hava araçları, elektronik harp, füze sistemleri, kara ve deniz platformları, motor teknolojileri ile savunma elektroniğinde geliştirdiği kapasitenin Güney Kore’nin birikimini tamamlayabileceği ifade edildi. Avşar, Türkiye’nin PD170 uçak motoruna Güney Kore tarafından gösterilen ilginin karşılıklı teknoloji alışverişine işaret ettiğini aktardı.
❝Türkiye’nin teknoloji alanında tedarikçi ülkelerle iş yapan bir pazar konumunda kalmaması gerekiyor❞ değerlendirmesinde bulunan Avşar, ortak araştırma, mühendislik, tasarım, üretim ve üçüncü ülkelere ihracat modelleri geliştirilmesinin iş birliğinin stratejik değerini artıracağını belirtti. Fikrî mülkiyet haklarının korunması, kritik alt sistemlerde yerli katkının yükseltilmesi ve teknoloji transferinin açık hükümlere bağlanması gerektiğini de ekledi.
Ziyaretin öne çıkan başlıklarından birinin nükleer enerji alanındaki iş birliği olduğunu belirten Avşar, Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santralde Güney Kore’nin potansiyel ortak olarak değerlendirilmesinin ikili ilişkilerin uzun vadeli ekonomik ve teknolojik boyutunu güçlendirebileceğini yazdı.
Güney Kore’nin nükleer santral tasarımı, inşası ve işletilmesi konusunda uluslararası deneyime sahip ülkeler arasında bulunduğu belirtilen yazıda, KEPCO ile yürütülen teknik ve ekonomik fizibilite çalışmalarının iş birliğini somut bir projeye dönüştürme ihtimalini gündeme getirdiği ifade edildi. Avşar, böyle bir yatırımın elektrik üretim kapasitesine katkısının yanı sıra nitelikli mühendis yetiştirilmesi, yerli sanayinin nükleer teknoloji tedarik zincirine katılması ve uzun vadeli enerji planlaması açısından değer taşıdığını kaydetti.
Yatırım maliyeti, finansman koşulları, teknoloji seçimi, işletme güvenliği, atık yönetimi ve yerli katkı oranı gibi hususların Türkiye’nin ekonomik ve stratejik çıkarları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Avşar, projenin gerçekleşmesi hâlinde ilişkilerin uzun yıllara yayılan bir enerji ortaklığı boyutu kazanabileceğini belirtti.
İki ülke arasındaki ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefinin ekonomik ilişkilerin mevcut seviyenin ötesine taşınmasına yönelik iradeyi ortaya koyduğunu yazan Avşar, ancak ticaretin yapısında Türkiye aleyhine belirgin bir dengesizlik bulunduğunu ifade etti.
2025 yılı verilerine göre Türkiye’nin Güney Kore’ye ihracatının yaklaşık 1,14 milyar dolar, Güney Kore’den ithalatının ise 10,26 milyar dolar düzeyinde olduğu bilgisini paylaşan Avşar, Kore pazarındaki ihracat kapasitesinin artırılmasının daha dengeli bir yapı açısından önemli olduğunu değerlendirdi. Güney Koreli şirketlerin Türkiye’de gerçekleştireceği yatırımların yerli tedarikçileri güçlendirmesi, nitelikli istihdam oluşturması ve Türkiye’yi bölgesel ihracat merkezi olarak kullanmasının teşvik edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Avşar, ilişkilerin geleceği açısından bilim, eğitim ve üniversiteler arasındaki iş birliğine ayrı bir önem atfetti. Güney Kore’nin kalkınma tecrübesinin, beşerî sermayenin ve üniversite-sanayi etkileşiminin ekonomik rekabet gücü üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koyduğunu belirtti.
Türkiye ile Güney Kore üniversiteleri arasında ortak araştırma merkezlerinin kurulması, mühendislik ve temel bilimlerde ortak lisansüstü programların geliştirilmesi, akademisyen ve öğrenci hareketliliğinin artırılması ile yapay zekâ, yarı iletkenler, biyoteknoloji, enerji sistemleri, robotik ve ileri malzeme teknolojileri alanlarında ortak projelerin desteklenmesinin uzun vadeli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.
Ziyaretin Türkiye’nin Asya-Pasifik politikası bakımından da stratejik bir anlam taşıdığını belirten Avşar, Avrupa, Amerika ve Asya ile ilişkilerin birbirinin alternatifi olarak değil çok yönlü dış politikanın tamamlayıcı unsurları olarak değerlendirilmesi gerektiğini yazdı.
❝Türkiye’nin bu ilişkiden sağlayacağı asıl kazanım, Güney Kore’nin teknolojik ve ekonomik birikiminden yararlanırken kendi üretim, araştırma ve mühendislik kapasitesini geliştirmesi olacaktır❞ değerlendirmesinde bulunan Avşar, Güney Kore açısından Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’ya erişim sağlayan stratejik konumu, gelişen savunma sanayii ve genişleyen ekonomik potansiyeliyle önemli bir ortak niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.