Ankara, 13 Ekim 1923’te TBMM’de kabul edilen kararla başkent ilan edilişinin 103. yıl dönümünü karşılıyor. Karar, Cumhuriyet’in ilanından yalnızca 16 gün önce alındı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, Millî Mücadele’nin yönetildiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı kent olarak başkentlik kararının 103. yılında. 13 Ekim 1923’te TBMM’de alınan kararla Ankara’nın Millî Mücadele boyunca fiilen üstlendiği yönetim merkezi olma görevi resmiyet kazandı. Başkentlik kararı, Cumhuriyet’in ilanından 16 gün önce alındı.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından Anadolu’da başlayan işgaller ve İstanbul’un İtilaf Devletleri denetimine girmesi, bağımsızlık mücadelesinin Anadolu merkezli yürütülmesini gündeme getirdi. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının ardından Amasya Genelgesi yayımlandı; Erzurum ve Sivas kongrelerinde millî iradeye dayalı mücadelenin esasları şekillendi.
Sivas Kongresi’nin ardından Heyet-i Temsiliye için yeni bir merkez arayışı başladı. Ankara; iç kesimlerdeki konumu, demir yolu bağlantısı, Batı Cephesi’ne yakınlığı ve Millî Mücadele’ye verilen yerel destek nedeniyle öne çıktı. Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleri 27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaştı. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla kent, hem yasama faaliyetlerinin hem de Kurtuluş Savaşı’nı yöneten karar mekanizmalarının merkezi haline geldi.
1921’de Yunan ordusunun Anadolu içlerine ilerleyişi üzerine Ankara, savaşın en kritik dönemlerinden birini yaşadı. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 arasında Sakarya hattında yapılan meydan muharebesi Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Bu zaferin ardından TBMM, 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya mareşal rütbesi ve gazi unvanı verdi.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ardından 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te ise Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Savaşın sona ermesiyle yönetim merkezinin neresi olacağı, yeni devletin kuruluş sürecinin önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
Dönemin Malatya Milletvekili İsmet Paşa ve 14 milletvekili, 9 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent olması için TBMM Başkanlığına teklif sundu. Teklifin gerekçesinde Lozan sonrasında devletin yönetim merkezinin kesin olarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi; Ankara’nın güvenlik koşulları, coğrafi konumu ve Millî Mücadele boyunca üstlendiği görev gerekçeler arasında gösterildi.
Teklif, 13 Ekim 1923’te Meclisin 35’inci birleşiminde görüşüldü. Görüşmelere Meclis Başkan Vekili Ali Fuat Paşa başkanlık etti. Teklifin temel hükmü ❝Türkiye Devletinin makarrı idaresi Ankara şehridir❞ ifadesinden oluşuyordu. Oylamanın ardından Ali Fuat Paşa, teklifin büyük çoğunlukla kabul edildiğini açıkladı ve Ankara’nın başkentliği TBMM’nin 27 sayılı kararıyla resmileşti.
Başkent seçiminde askerî, siyasi ve coğrafi nedenler birlikte etkili oldu. İstanbul’un işgal dönemi, yeni devletin yönetim merkezinin güvenliği konusunu gündeme getirdi. Ankara’nın Anadolu’nun iç kesimlerinde bulunması, demir yolu ve telgraf bağlantıları sayesinde farklı bölgelerle iletişim kurulabilmesi ve Millî Mücadele yıllarında devlet işlerinin buradan yürütülmesi tercihte belirleyici oldu.
Ankara’nın başkent ilan edilmesinden 16 gün sonra, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Aynı gün Mustafa Kemal Paşa Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi; 30 Ekim 1923’te İsmet Paşa başkanlığında Cumhuriyet’in ilk hükûmeti kuruldu.
Başkent ilan edildiği yıllarda Ankara, bugünkü büyükşehir yapısından uzak bir yerleşim görünümündeydi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bakanlıklar, kamu kurumları ve diplomatik temsilcilikler için çalışmalar başlatıldı. 1924’te TBMM bugün Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan ikinci binasına taşındı; 1925’te kentin gelişimi için planlama çalışmaları başladı. 1928’de düzenlenen yarışmanın ardından Hermann Jansen’in hazırladığı plan kentin gelişiminde etkili oldu.
Ankara’nın başkentlik statüsü 1924 Anayasası’nda açıkça belirtildi ve sonraki anayasalarda korundu. 1982 Anayasası’nın 3’üncü maddesinde Türkiye Devleti’nin başkentinin Ankara olduğu düzenlenirken, 4’üncü maddede başkente ilişkin hükmün değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği belirtildi.
27 Aralık 1919’da Heyet-i Temsiliye’nin gelişiyle Millî Mücadele’nin yönetim merkezi haline gelen Ankara, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla yeni bir siyasi kimlik kazandı ve 13 Ekim 1923’teki kararla bu rolü resmileşti. Aradan geçen 103 yılda büyüyen kent; TBMM, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, yüksek yargı organları ve yabancı diplomatik temsilciliklere ev sahipliği yaparak Türkiye’nin siyasi ve idari merkezi olmayı sürdürüyor.