Türk milletinin kaderini değiştiren Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü, 18 Mart 1915’te kazanılan bu büyük başarıyı ve milletin iradesini bir kez daha gündeme taşıyor.
Birinci Dünya Savaşı’nın önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü, Türkiye’de ve dünyada anılıyor. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nda kazanılan bu zafer, yalnızca askeri bir başarı olarak değil, aynı zamanda Türk milletinin direnç ve kararlılığının bir göstergesi olarak tarihteki yerini koruyor.
İtilaf Devletleri, Birinci Dünya Savaşı’nın çetin koşullarında Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakma ve İstanbul’u ele geçirme hedefiyle Çanakkale Boğazı’na yöneldi. İngiltere öncülüğündeki güçlü bir donanma, Şubat 1915’ten itibaren Boğaz’ı zorlayarak yoğun bombardımanlar gerçekleştirdi.
Türk savunmasının kritik adımlarından biri, Nusret Mayın Gemisi’nin gece yarısı Erenköy açıklarına döşediği mayınlar oldu. Bu stratejik hamle, 18 Mart sabahı başlayan büyük taarruzda düşman donanmasının ağır kayıplar vermesine zemin hazırladı.
Saatler süren çatışmaların ardından üç büyük zırhlı gemi batırılırken, çok sayıda İtilaf Devleti gemisi de kullanılamaz hale geldi. Bu sonuç, deniz harekâtının başarısızlıkla sonuçlanmasına ve “Çanakkale Geçilmez” sözünün tarihe kazınmasına neden oldu.
Elde edilen bu zafer, Türk milletinin azminin ve direncinin bir simgesi olarak kabul edildi. Çanakkale’de dünyanın en güçlü donanmalarına karşı sergilenen direniş, tarihe eşsiz bir mücadele örneği olarak geçti. Deniz zaferinin ardından başlayan kara savaşlarında ise Türk ordusu üstün bir mücadele ortaya koyarken, Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehası ve liderliği bu süreçte belirleyici oldu.
Yedi saat süren deniz savaşında kazanılan bu zafer, Türk tarihine altın harflerle yazıldı. Çanakkale’de verilen mücadele, milletin birlik ve beraberlik içinde neleri başarabileceğini göstererek, 111 yıl sonra dahi aynı gurur ve saygıyla anılmaya devam ediyor.