Türkiye, bölünmüş yol ağında 30 bin kilometrelik eşiği aşarak ulaştırma altyapısında önemli bir dönüm noktasına ulaştı; bu başarı ekonomik verimlilik, çevresel kazanımlar ve trafik güvenliği alanında somut faydalar sağladı.
Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, “Buluşturan, kavuşturan bölünmüş yollar” başlıklı köşe yazısında Türkiye’nin ulaşım altyapısındaki bu gelişmeyi değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu tarafından lansmanı yapılan bu başarı, AK Parti hükümetlerinin kalkınma ve büyüme hedefleri doğrultusunda gerçekleşen yatırımların bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Prof. Dr. Avşar, yazısında yol yapımının sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda bir millete istikamet, devlete güç ve topluma gelecek inşa etmek olduğunu belirtti. Türkiye’nin ulaştırma altyapısındaki yatırımların, konjonktürel tercihlerden ziyade bütüncül bir kalkınma stratejisinin parçası olarak ele alındığını vurguladı.
AK Parti döneminde uygulanan ulaştırma politikaları, mevcut talebi karşılamanın yanı sıra geleceğin üretim, ticaret ve nüfus hareketliliğini öngören bir teknik planlama anlayışıyla şekillendirildi. Bu yaklaşım, kamu kaynaklarının mühendislik verileri, trafik projeksiyonları ve ekonomik çarpan analizleri temelinde yönlendirilmesini sağladı.
Ulaştırma altyapısının modern iktisat literatüründe çarpan etkisi en yüksek kamu yatırımları arasında kabul edildiğini belirten Avşar, bölünmüş yolların taşıtların daha hızlı hareket etmesini sağlayarak üretim merkezleri ile tüketim noktaları arasındaki zaman-maliyet dengesini optimize ettiğini ifade etti. Türkiye’nin 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye çıkarmasının, ulaştırma sisteminin omurgasında yapısal bir paradigma değişimine işaret ettiğini aktardı. Bu kapsamda, 768 milyon saatlik zaman tasarrufu ve 2 milyar 520 milyon litrelik akaryakıt kazanımı gibi ölçülebilir çıktılar elde edildiği açıklandı.
Yazıda, 6,3 milyon tonluk karbon emisyonu azaltımının, ulaştırma yatırımlarının çevresel kazanım da üretebileceğini gösterdiği belirtildi. Bu miktarın yaklaşık 1 milyon yetişkin ağacın yıllık karbon tutma kapasitesine eşdeğer olduğu vurgulandı. Ayrıca, tünel uzunluğundaki yüzde 1.594’lük artış ve köprü-viyadük uzunluğundaki yüzde 163’lük yükselişin sadece fiziksel büyümeyi değil, aynı zamanda yerli mühendislik kapasitesinin ulaştığı noktayı da yansıttığına dikkat çekildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun ❝Yapılan köprü ve viyadükleri yan yana dizsek İstanbul’dan Iğdır’a ulaşır❞ sözleri aktarıldı.
Prof. Dr. Avşar, 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybında yüzde 81’lik azalmanın, bölünmüş yolların en somut insani kazanımı olduğunu ifade etti. Karşılıklı şeritlerin ayrılması, standart geometrik tasarım ve kontrollü erişim sayesinde kazaların şiddetinin ve ölümcüllüğünün dramatik biçimde azaldığı belirtildi.
30 bin kilometrelik bölünmüş yol ağının, zamanın daha verimli kullanıldığı, enerjinin daha rasyonel tüketildiği, çevresel etkilerin azaltıldığı ve insan hayatının daha güçlü korunduğu bir ulaştırma sisteminin ifadesi olduğu kaydedildi. Otoyol ağının 2028 hedefleriyle birlikte daha da genişlemesinin, Türkiye’nin bölgesel ve küresel ulaştırma koridorlarındaki rolünü güçlendireceği belirtildi.
Makalede, ulaştırma alanında ortaya konulan performansın, altyapı yatırımlarının rastlantısal değil; siyasi istikrar, güçlü liderlik ve teknik kapasiteyle mümkün olduğunu açıkça gösterdiği vurgulandı. Bu tablonun, büyük ölçekli kamu yatırımlarının ancak güçlü ve istikrarlı bir siyasi irade ve sürdürülebilir kalkınma vizyonuyla hayata geçirilebileceğini teyit ettiği belirtilerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan güvenin ve ❝yaparsa AK Parti yapar❞ ifadesinin teknik verilerle ve ülke ölçeğinde hissedilen kazanımlarla karşılık bulduğu ifade edildi.