enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,2731
EURO
50,3422
ALTIN
6.491,24
BIST
12.735,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun
Hafif Yağmurlu
5°C
Samsun
5°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Karla Karışık Yağmurlu
5°C
Pazartesi Karla Karışık Yağmurlu
4°C
Salı Çok Bulutlu
6°C
Çarşamba Az Bulutlu
8°C

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Yolsuzluk ve Etik Erozyon İddiaları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Yolsuzluk ve Etik Erozyon İddiaları
19.01.2026
0
A+
A-

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili iddialar, kamu kaynaklarının kullanımı ve kurumsal etik konuları etrafında yoğunlaşarak siyasi tartışmaların odağında yer alıyor.

Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı köşe yazısında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ortaya çıkan yolsuzluk ve yozlaşma iddialarını değerlendirdi. Avşar, iddiaların geldiği noktada, kamu kaynaklarının savurganca ve gayriahlaki biçimde kullanıldığı yönündeki bulguların çürüme olarak kabul edilebilecek seviyede olduğunu belirtti.

Yazıda, söz konusu durumun bireysel etik sorunlarının ötesinde, kamu düzenini, mali disiplini ve kurumsal güvenilirliği ilgilendiren yapısal bir zaafiyete işaret ettiği vurgulandı. İddialar arasında lüks tüketim, uyuşturucu kullanımı, kumar ve kişilerin araçsallaştırılması gibi unsurların, kurumsal etik erozyonunun göstergeleri olarak nitelendirildiği ifade edildi.

Kamu Kaynaklarının Yönetimi ve Etik Standartlar

Prof. Dr. Avşar, modern devletlerde kamu kaynağının toplumsal refahın teminatı olan bir emanet niteliği taşıdığını hatırlattı. Kamu bütçesi ve iştirak gelirlerinin sıkı denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yönetilmesi gerektiği belirtildi.

Ayrıca, bu tür iddiaların hukuki olarak zimmet, görevi kötüye kullanma ve örgütlü suç çerçevesinde değerlendirilebilecek ağır risk alanlarını gündeme getirdiği aktarıldı. Kamu gücünün özel çıkar için kullanılmasının, devletin tarafsızlığı ve hizmet üretme kapasitesini aşındırdığı ifade edildi.

Yazıda, etik standartlara uyumun ve kamusal yararın gözetilmesinin, kurumların meşruiyetini güçlendirdiği, aksine etik erozyonun kurumsal performansı düşürdüğü ve karşılıklı menfaat ağlarının oluşmasına zemin hazırladığı savunuldu.

Güven Kaybı ve Reform İhtiyacı

Kamuoyuna yansıyan bu tür iddiaların, doğruluğu yargı süreçleriyle netleşmeden dahi kamu güveni üzerinde ciddi aşındırıcı etki yarattığına dikkat çekildi. Kurumlara duyulan güvenin zedelenmesinin, toplumsal dayanışma ve hukuka güven üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu aktarıldı.

Yazar, bu risk alanlarının yönetimi için şeffaflık, açık veri uygulamaları, bağımsız denetim, etkin etik altyapı ve güvenli ihbar mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini altı maddede sıraladı. Bu durumun, sadece adli bir soruşturma konusu değil, aynı zamanda kapsamlı bir sosyal politika ve kurumsal reform ihtiyacı olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

Son olarak, iddialara siyasi bir veçhe ile bakmakta ısrar eden kesimlere yönelik eleştirilerde bulunulurken, muhalefet partisine mensup kitleye, meseleye sağduyu ile yaklaşma ve olayı varlık problemi olarak görme çağrısı yapıldı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir