Eğitimci Hayat Aras, kültürel mirasımız olan 12 Hayvanlı Takvim’in tarihsel kökenlerini ve Türk toplumundaki yansımalarını inceledi.
Eğitimci Hayat Aras, kaleme aldığı yazısında, Türklerin İslamiyet öncesinden bu yana kullandığı 12 Hayvanlı Takvim sisteminin kültürel, mitolojik ve tarihsel boyutlarını detaylı bir şekilde ele aldı. Aras, takvimin sadece zaman ölçme aracı olmanın ötesinde, ait olduğu topluluğun evreni algılayış biçimini ve dünya görüşünü yansıtan önemli bir tarihi kaynak olduğunu belirtti.
Takvimin, zamanı adlandırma ve düzenleme çabalarının, toplumların coğrafi, felsefi ve inanç yapılarına göre şekillendiğini vurgulayan Aras, 12 Hayvanlı Takvim’in özellikle bozkır kültürünün döngüsel zaman anlayışını açıkça gösterdiğini ifade etti. Bu sistemin, hayvancılığın ve yaşam biçiminin takvime olan izdüşümünü temsil ettiği belirtildi.
Aras, 12 Hayvanlı Takvim’in kökeninin Çinlilere mi, Türklere mi yoksa yakın coğrafyadaki başka bir halka mı dayandığı sorusunun kesin bir yanıtının olmadığını kaydetti. Ancak takvimin yüzyıllarca Türk toplulukları tarafından aktif kullanıldığı gerçeğinin tartışmasız olduğunu belirtti. Bu kullanımın somut kanıtları arasında Şine Usu Yazıtı’nda geçen hayvan yıllarına ve Orhun Yazıtları’ndaki (Bengütaşlar) Bilge Kağan ile Köl Tigin’in vefat tarihlerinin hayvan yılıyla belirtilmesine dikkat çekildi.
Takvimin Türkiye’de İslamiyet sonrası dönemde dinî ve idari ihtiyaçlara yönelik yeni sistemlerin benimsenmesiyle geçerliliğini yitirdiğini belirten Aras, sistemin kültürel yaşamdan çekilerek tarih biliminin inceleme alanına girdiğini aktardı. Buna karşın, takvimin Moğolistan, Kazakistan ve Kırgızistan gibi bölgelerde modern takvimlerin yanında varlığını sürdürdüğünü ekledi.
12 Hayvanlı Takvim’in klasik sıralamasının Sıçan, Öküz, Kaplan, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Koyun, Maymun, Tavuk, Köpek ve Domuz yıllarından oluştuğu ifade edildi. Bölgesel farklılıklara bağlı olarak hayvan isimlerinde değişikliklerin görülebildiği, örneğin sıçanın fare, kaplanın pars veya aslan olarak adlandırılabildiği bilgisi paylaşıldı. Yakut/Saha Türklerinde ise Cöhögöy, Hotoy Ayıı gibi mitolojik adların kullanıldığı belirtildi.
Sıçan yılı ile başlayıp Domuz yılı ile sonlanan 12 yıllık döngünün önemine değinildi. Aras, 2026 yılının At yılı olduğunu hatırlattı. Türk mitolojisinde atın kutsal bir varlık olarak kabul edildiğini ve gücün, bağımsızlığın simgesi olduğunu dile getirdi. Atın aynı zamanda gök ile yer arasında bağlantı kuran ve ruhların yolculuğunda rehberlik eden bir varlık olarak düşünüldüğünü aktardı.
Moğol tarihine bakıldığında At Yılı’nın, Cengiz Han gibi büyük kağanların doğduğu veya tahta çıktığı yıllar arasında yer aldığı bilgisini paylaştı. Son olarak, mevcut döngüye göre 2025 yılının Yılan yılı, 2027 yılının ise Koyun yılı olacağını belirterek, okuyucuların kendi hayvan yıllarını hesaplayabileceğini ifade etti.