Akademisyen ve yazar Prof. Dr. Zakir Avşar, AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü öncesinde “Terörsüz Türkiye” hedefini değerlendirdi. Avşar, hedefin dar bir güvenlik politikası değil; toplumsal bütünleşme, demokratik siyaset ve ekonomik kalkınmayı içeren çok boyutlu bir dönüşüm projesi olduğunu ifade etti.
Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, AK Parti’nin 14 Ağustos’taki 25. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle kaleme aldığı yazıda, “Terörsüz Türkiye” hedefinin kapsamını ele aldı. Avşar, hedefin güvenlik politikasının dar sınırları içinde değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı bir perspektife işaret ettiğini belirtti.
Avşar’a göre terörle mücadelede son çeyrek asırda istihbarat, teknoloji, sınır güvenliği ve savunma sanayii alanlarında önemli bir kapasite artışı sağlandı. Yerli ve millî savunma teknolojileri, insansız hava araçları ve sınır ötesi operasyon kabiliyeti, terör örgütlerinin hareket alanını daralttı. Kalıcı güvenliğin ise demokratik meşruiyet ve toplumsal aidiyet duygusuyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Avşar, “Terörsüz Türkiye” kavramının yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini kaydetti. Şiddetin siyasal taleplerin ifade edilmesinde bir araç olma niteliğini tamamen kaybetmesi gerektiğini belirten Avşar, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndaki çalışmaların sorunun TBMM zemininde ele alınması açısından önem taşıdığını ifade etti.
Avşar, hedefin Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni, üniter devlet yapısı, millî egemenlik ilkesi ve vatandaşların hukuk önündeki eşitliği temelinde hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Avşar, şu ifadeyi kullandı:
❝Terörsüz Türkiye, herhangi bir toplumsal kesimin diğerleri karşısında konumlandırıldığı bir proje değil; şiddetin ve terörün bütün vatandaşların ortak geleceği üzerindeki belirleyiciliğini sona erdirmeyi amaçlayan bir bütünleşme perspektifi olarak okunmalıdır.❞
Değerlendirmede terörün sona ermesinin ekonomik ve bölgesel kalkınma açısından da sonuçları olacağı belirtildi. Kamu kaynaklarının eğitim, sağlık, altyapı, istihdam ve üretim yatırımlarına yönlendirilebileceği, Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere güvenlik ile kalkınma ilişkisinin yeniden kurulmasının ulusal ölçekte stratejik bir kazanım olacağı ifade edildi.
Avşar, “Terörsüz Türkiye” hedefinin Türkiye’nin bölgesel güç kapasitesiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu savundu. Güvenlik tehdidinin kalıcı biçimde ortadan kalkmasıyla Türkiye’nin dış politikada ekonomik, diplomatik ve stratejik hedeflere daha fazla yoğunlaşabileceğini aktardı.
Yazıda “Terörsüz Türkiye”nin geçmişte yürütülen terörle mücadelenin bir son noktası olarak değil, daha geniş bir dönüşüm projesinin başlangıç aşaması olarak görülmesi gerektiği kaydedildi. Güvenliğin kalıcılaşması, demokratik siyasetin güçlenmesi, toplumsal bütünleşmenin derinleşmesi ve ekonomik potansiyelin harekete geçirilmesi, Türkiye Yüzyılı vizyonunun birbirini tamamlayan unsurları olarak değerlendirildi.
Avşar, “Terörsüz Türkiye” hedefinin gerçek ölçütünün terör eylemlerinin sona ermesinden ibaret kalmayacağını belirterek, asıl başarının şiddetin siyasal ve toplumsal hayat üzerindeki etkisinin ortadan kalkması, demokratik siyasetin güçlenmesi ve vatandaşların ortak gelecek duygusunun pekişmesi olduğunu ifade etti.