enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,3892
EURO
51,5296
ALTIN
7.080,43
BIST
12.992,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun
Çok Bulutlu
14°C
Samsun
14°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
17°C
Salı Az Bulutlu
19°C
Çarşamba Çok Bulutlu
18°C
Perşembe Çok Bulutlu
19°C

ABD’nin SDG-YPG-PKK Politikası Sona Erdi

ABD’nin SDG-YPG-PKK Politikası Sona Erdi
26.01.2026
0
A+
A-

Akademisyen Prof. Dr. Zakir Avşar, ABD’nin SDG-YPG-PKK’yı kullanma politikasının sona erdiğini ve bunun Ortadoğu’daki vekâlet savaşları paradigmasının çöküşü anlamına geldiğini belirtti.

Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı ❝Vekâlet gücünden rezalet yüküne- SDG-YPG-PKK dosyasının kapanışı❞ başlıklı yazısında, Suriye sahasındaki son gelişmelerin, çok sahipli bir terör örgütünün tasfiyesi ve siyasi mühendislik girişiminin iflası olduğunu vurguladı.

Avşar’a göre, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın ❝SDG’nin kullanım süresi doldu❞ ifadesi, 2011 sonrası Ortadoğu’daki vekâlet savaşları modelinin Türkiye, Irak ve Suriye ekseninde resmen sona erdiğinin ilanı niteliğindedir.

SDG-YPG-PKK’nın Enstrüman Olarak Kullanımı

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak adlandırılan ve PKK bağlantısı bulunan yapının, DEAŞ’a karşı etkili bir araç olarak kurgulandığını ifade eden Avşar, bu yapının siyasi bir özne olmaktan ziyade bir enstrüman işlevi gördüğünü belirtti. Uluslararası ilişkiler teorisine atıfta bulunarak, büyük güçlerin yerel aktörleri kendi çıkarları için kullandığını, bu aktörlerin amaçlarının ise sadece büyük güçlerin çıkarlarıyla örtüştüğü sürece geçerli olduğunu savundu.

Avşar, SDG-YPG-PKK’nın, DEAŞ’ı dahi efendilerine karşı koz olarak kullanmaya kalktığını ve ABD’yi silah ve mühimmat konusunda dolandırdığını iddia etti. Bu durumun, örgütü destekleyen büyük güçler için bir yük haline getirdiğini dile getirdi.

Yazara göre, ABD, İsrail ve Batılı ülkelerin SDG-YPG-PKK ile olan ilişkisi, halkın kaderini değil, kendi operasyonel çıkarlarını yönetmeye dayalıydı. Türkiye’nin Suriye’de milli yapıları desteklemesi ve DEAŞ tehdidinin sona ermesiyle SDG-YPG’nin varlık nedeninin ortadan kalktığı değerlendirmesi yapıldı.

Devlet Kuramı ve Meşruiyet Tartışması

Trump yönetiminin ilişkiye dair ❝Hiçbir borcumuz, yükümlülüğümüz yok, çok para ve petrol verdik❞ açıklaması, ilişkinin ahlaki veya stratejik değil, işlemsel bir zeminde kurulduğunu gösterdi. Avşar, Max Weber’in devlet tanımına atıf yaparak, devletin meşru şiddet tekeline sahip olduğunu hatırlattı. SDG-YPG-PKK’nın ise ABD askeri varlığına dayanarak şiddet alanı oluşturduğunu, ancak meşru bir devlet yapısına dönüşemediğini kaydetti.

Barrack’ın ❝artık Suriye’de uluslararası alanda tanınan bir hükümet var❞ ifadesinin belirleyici olduğunu belirten Avşar, uluslararası sistemde tanınmış bir devlet varken, silahlı bir aktörle güvenlik ortaklığı sürdürmenin hukuken ve siyaseten sürdürülemez olduğunu belirtti. Bu durumun Vestfalya sisteminin zorunlu bir sonucu olduğu vurgulandı.

SDG-YPG-PKK’nın en büyük yanılgısının kendisini kalıcı bir siyasi yapı olarak kurgulaması olduğunu ekleyen Avşar, silahlı örgütlerin ya devlete dönüşmesi ya da devlet tarafından tasfiye edilmesi gerektiğini ifade etti. Yapının Arap ve Kürt nüfus üzerinde kalıcı rıza üretemediği için sosyolojik olarak boşlukta durduğu belirtildi.

Son olarak, ABD’nin Şam yönetimine yönelmesinin Suriye devletinin askeri kurumsal zaferi olduğunu belirten Avşar, vekâlet örgütleriyle harita çizme döneminin kapandığını söyledi. SDG-YPG-PKK’ya yapılan desteğin kalıcı siyasi yapı üretemediği, bölgenin tarihsel dokusunun mikro-devletçikleri değil, merkezî egemenlikleri ürettiği sonucuna varıldı. Örgütlerin “entegrasyon” çağrılarının, Kürt nüfus için de vatandaşlık ve anayasal güvence gibi kalıcı kazanımların tek yolu olduğu ifade edildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir