Toplum işlevselliğinin en Büyük parçası olan psikolojinin zihinlerdeki kapladığı alanın asıl temelini Maneviyat oluşturur esasında….
Maneviyat, insanın anne rahmine düşmesiyle kabullenip doğarken de ilahi reçete misali sırtlanıp getirdiği ve
kendisini aşan ve kendi kapasitesinden daha büyük bir şeyle bağlantı kurmasıdır…
Yani maneviyat insanın kendisini tanımakta rehberlik ettiği gibi kendisini de aşma yollarından biridir. Kendisinde somut olarak
görünenin ötesinde olan şeyleri hissetmesi ve onlarla iletişime geçmesidir.
Bu da ancak kalbi bir duyuş ve hissedişle gerçekleşir.
Ancak psikolojide ve her boyutta tam anlamda yoğunluklar artıyor her geçen gün hızla gelişen teknolojik bulgular ve çalışmalar şüphesiz insan yaşamını rahat ve yaşanabilir kılmaya devam ediyor.
Tüm bilim dalları gibi psikoloji bilimi de
bu gelişmelerden nasibini alıyor
Ancak bir yandan insanoğlunun zorlu
yaşamına gözle görülen rahatlıklar sağlayan bu gelişmeler olurken diğer taraftan
gözle görülmeyen ve insanın eksikliğini hissettiği manevi tarafı göz ardı
ediliyor….
Konusu ve özünü insanın oluşturduğu psikoloji bilimi de bazen bu gelişmelerin daha çok materyal kısmından faydalanarak insanın çok boyutlu yapısına
duyarsızlaşmaya sanki eğilim göstermekte….
Tüm bunlara rağmen hala insanın asli unsurlarını unutmayan ve tekrar bu
perspektiften bakmaya teşvik eden psikoloji uzmanları sayesinde insan hak ettiği değeri yeniden elde etmektedir.
Bu duruma katkı sağlayan kıymetli psikoloji ve psikiyatri uzmanları ve hocalarımız ve ekip arkadaşlarımızada selam ederek;
Okyanusta damla misali insanın görünmeyen ama hayatına gerçek yönü veren manevi boyutunu bugünkü yazımızla birazda olsa ele almış olalım istedim
….
Psikoloji boyutuyla mesela Düşünmek: bütünüyle beyinsel bir süreçtir yalnız IQ ile ilgili bir mesele değildir.
Mutlak bir gerçektir ki Bizler yalnızca kafamızla değil aynı zamanda eylemlerimizle, vücudumuzla ve ruhumuzla, imgelerimizle,umutlarımızla, anlam ve değer duygularımızla da düşünürüz,beynimizin Temel işitselliği olan Beyindeki sinir ağları, vücuttaki ve beyindeki diğer tüm sinir ağlarıyla da bağlantılıdır.
(retiküler) olarak bilinen beynin en eski bölümü;içeri gelen duyusal bilgileri ve bunlarla ilişkili olup dışarı çıkan motor
emirlerini işlerler..
Bu motor islevselliginin yürüme yutkunma uyuma uyanma uyarilari gibi beynin patolojik yapısının icinde birde, hicbir röntgen filminde rastlanmayan birde
MANEVİ ZEKÂ VARDIR…
Manevi zekâ yaşama yön veren zekâ türüdür ve bireyi iyileştirici bir yönü
var.
Bireyin kendisini ve yüksek gerçeklik ifadesi üzerine düşünmesini sağlar.
Manevi zekâ iç sesi dinleyerek öğrenirken problem çözmeye çok farklı açılardan
yaklaşabilme becerisidir. Yüksek manevi zekâya sahip bireyler; mutluluk, sükûnet,
yüksek özdeğer ve bütüncül sevgi ilişkisine sahiptirler…..
RUHUN PSKOPATOLOJİSİNİ,
MANEVI BİLİŞSELLiĞE ERİSTİRMEK , İSE YANLIZ KENDİNİ BİLMEKLE GERCEKLEŞİR….
…
Kisi kendi terapi surecinden geçerken
Ben kimim
Nerdeyim
Nasilim
Nedenlerim neler
Acilarim agrilarim nedir
Diye sormayi öğrenirken
YARATAN RABBİNİN ADIYLA
“OKU” EMRİNİDE
GÖRÜYOR BÜYÜK ÖLÇÜDE
ZİRA MANEVİYAT VE HAKİKÂT BOYUTUNDA
RABBIMIZDE BİLDİRİYOR
Sen kimsin, nereden geldin ve nereye gidiyorsun?
Bu sorularin aziz muhatabi olan insan arzın en şerefli varlığı olarak yaratılan ve yeryüzüne “halife” kılınan Âdemoğlu,
iki terkibin bileşiminden meydana geliyor:
Ruh ve beden
Ruhumuzun bir boyutu olan Manevi zekânın dili ise
KALBİN DİLİDİR
Sizleri kalbi bir dille selamlıyor
EMANETİN ZAYİ OLMADIĞI MAKAMA TESLİM EDİYORUM
KONUMUZUN DEVAMINI BIR SONRAKI YAZIMIZA BIRAKIYORUM
Ayfer KARADEMİR
AİLE DANIŞMANI
KONUŞMA TERAPİSTİ
@ayferr_krdmr
[email protected]