Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, Altay Dağları’ndaki Şeytan Parmağı adlı doğal kaya oluşumunu, bölgedeki efsaneleri ve zirveye taş taşıyan genç sporcuları kaleme aldı.
Hayat Aras, Altay’da Katun Irmağı yakınlarındaki dik tepeye tırmanışını ve Rusça “Çörtov Palets” (Şeytan Parmağı) adıyla bilinen kaya oluşumunun hikayesini aktardı. Aras, yerel halktan öğrendiği söylencelerde karanlık dev Çerto ile genç savaşçı Kuyum arasındaki mücadelenin anlatıldığını, canavarın dışarıda kalan son parmağının taşlaşarak bugünkü yapıyı oluşturduğunun rivayet edildiğini belirtti.
Aras, bölgedeki yerli turistlere bu taşın Altaycasını sorduğunda “Yok” yanıtı aldığını ifade ederek, bu yapıya ait eski bir adın ve kutsallığın bulunmadığını, ismin ve hikayelerin 19. yüzyıl sonunda bölgeye yerleşen Rus göçmenler ve Çarlık haritacıları tarafından kayanın şekline bakılarak üretilmiş olabileceğini kaydetti.
Aras, dik kaya oluşumlarına efsane giydirme eğiliminin evrensel olduğunu vurgulayarak, ABD’deki Devils Tower’ın ayı pençeleriyle, Rusya’daki Manpupuner sütunlarının ise taşlaşmış devler ordusuyla açıklandığını hatırlattı. Bu anlatıların, doğanın işleyişini henüz kavrayamayan insan bilincinin anlam arayışının ürünü olduğunu dile getirdi.
Zirveye tırmanış sırasında bir gölette su içen at sürüleriyle karşılaştığını anlatan Aras, ardından yolun dikleştiğini ve burada ilginç bir manzarayla karşılaştığını söyledi. Ellerinde ve kucaklarında iri taşlarla yokuşu tırmanan 13-15 yaşlarındaki Rus gençlerin, antrenörlerinin “Çabuk! Hadi!” komutlarıyla zorlu bir kondisyon çalışması yaptığını aktardı.
Aras, taşların bir inanç ritüeli sanıldığını ancak bunun aslında Rus gezi kulüplerinin dağ kondisyon kampı olduğunu belirtti. Şeytan Parmağı’nın efsanelerinde insanın taşa dönüştüğünü, burada ise gençlerin elinde taşın güce dönüştüğünü ifade ederek, deneyimini şu sözlerle özetledi: “Burası, doğanın en şefkatli masallarından biri olan atlı gölet ile insan eliyle yaratılan kurguların ve modern irade sınavlarının bugünkü en canlı izinin kesiştiği unutulmaz bir sorgulama alanı oldu.”