Eğitimci Hayat Aras, 20 Ocak Olayları’nı değerlendirerek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin önemine dikkat çekti.
Eğitimci ve Türkolog Hayat Aras, kaleme aldığı yazıda, 20 Ocak 1990 tarihinde Azerbaycan’ın Bakü şehrinde yaşanan olayları mercek altına aldı. Aras, bu günün Azerbaycan hafızasında kanla yazılmış bir kara gün olduğunu belirterek, olaylarda 146 kişinin hayatını kaybettiğini ve 744 kişinin yaralandığını hatırlattı.
Aras’a göre, 20 Ocak, sadece bir kayıp değil, aynı zamanda insanlığın ve coğrafyanın kaderinin etkilendiği bir dönüm noktasıydı. Olayların yaşandığı dönemde Sovyetler Birliği’nin son dönemlerinde yaşanan ulusal bilinçlenme hareketlerinin bir parçası olan bu müdahalenin, bağımsızlık sürecini hızlandırdığı ifade edildi.
Yazıda, olayların tetikleyicisinin Ermenistan’ın artan toprak talepleri ve Dağlık Karabağ’ın bağlanma kararına karşı Azerbaycan halkının Bakü’de düzenlediği protesto mitingleri olduğu belirtildi. Artan tepkilerden endişe duyan Sovyet Yönetimi’nin, 19 Ocak’ta Azerbaycan televizyonunun enerji sağlayıcısını patlatarak yayınları kestiği vurgulandı. Bu eylemin, halkın askerî müdahale hakkında haber alma hakkını engellemeyi amaçladığı kaydedildi.
İletişimin kesilmesinin ardından 5 koldan Bakü’ye giren Sovyet tanklarının sivillere karşı şiddet kullandığı ifade edildi. Sokağa çıkma yasağı ve ölümlere rağmen sokağa çıkanların sayısının 1.5 milyonu bulduğu bilgisi paylaşıldı. Aras, bu geceyi Bakü’nün karanlıkla ve kanla teslim ettiğini dile getirdi.
Hayat Aras, 20 Ocak’ın bir yas günü olmakla birlikte, Azerbaycan’ın yeniden doğduğu bir onur ve gurur günü olduğunu belirtti. Olayların, 16 Aralık 1986 Kazakistan Jeltoksan Olayları ile birlikte, ulusal bilinci güçlendirdiğini ve Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecini hızlandıran dönüm noktaları arasında yer aldığını savundu. Yazıda, Mihail Gorbaçov’un bu müdahaleyi hayatının iki büyük hatasından biri olarak gördüğü iddiasına yer verildi.
Olaylar sırasında dile getirilen, ❝Mən Bakıyam, məni yandırırlar! (Ben Baküyüm, beni yakıyorlar!)❞ çığlığının unutulmadığı belirtildi. Aras, bu kara günün, günümüzde ❝Karabağ Azerbaycandır!❞ haykırışıyla sonuçlanan azimli mücadelenin temelini oluşturduğunu ifade etti. 2015 yılında çekilen ve olayın beyaz perdeye taşındığı Qanlı Yanvar filminde Türk sinemasından Nebahat Çehre’nin rol alması, iki devlet arasındaki güçlü bağın göstergesi olarak değerlendirildi.
Yazı, 20 Ocak’ın (Kara Ocak) Azatlık Meydanı’nda çaresizliğin ve vatanın neden kutsal olduğunun sorgulandığı bir durak olduğunu belirterek son buldu. Azerbaycan bayrağının bugün her köşede dalgalanmasının, o gece toprağa düşenlerin emaneti olduğu vurgulandı.