Hasta onayı olmasına rağmen hekimin tazminata mahkûm edilmesi, malpraktis davalarındaki vergi yükü ve yasal düzenleme ihtiyacını gündeme getirdi.
AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, hastanın özgür iradesiyle prenatal tarama testlerini reddetmesine rağmen bir hekimin tazminata mahkûm edildiği bir vaka üzerinden önemli açıklamalarda bulundu.
Uzm. Dr. Kurban, X platformunda düzenlenen toplantıda, malpraktis davalarında talep edilen tazminat miktarının yüzde 6’sı oranında vergi ödenmesi zorunluluğunun, yüksek meblağlı davaları teşvik ettiğini belirtti. İncelenen dosyada talep edilen tazminatın yaklaşık 40 milyon lira seviyesinde olduğunu ve bu durumun kamu maliyesi açısından dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Kurban, davalarda mağduriyet iddiasıyla süreçlerin yürütüldüğünü ve tazminatın ilk aşamada Hazine tarafından karşılandığını, ardından hekime rücu mekanizmasının işletildiğini aktardı. Açıklamasında, hekimin kasten zarar verme eylemi içinde olmadığı ve tıbbi uygulamanın hastanın yararı gözetilerek yapıldığı vurgulandı.
Söz konusu vakada, gebe hastanın Down sendromu tarama testlerini üç ayrı başvuruda açıkça reddettiği ve hekimin bu bilgiyi testlerin amacı ve riskleriyle birlikte epikriz raporuna işlediği belirtildi. Bu kayıtların hem hastane bilgi sisteminde hem de Sağlık Bakanlığı veri havuzunda mevcut olmasına rağmen mahkemenin, bilirkişi raporunda “hekimin kusuru bulunmadığı” görüşü olmasına karşın tazminat kararı verdiği kaydedildi.
Malpraktis davalarına yönelik mevcut yaklaşımın gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Kurban, Hekimsen tarafından hazırlanan yasa tasarısında hasta güvenliği, hekim sorumluluğu ve kamu yararını dengeleyen düzenlemelerin bulunduğunu söyledi. Tasarıya göre, mesleki yetersizlik durumlarında hekimin doğrudan cezalandırılması yerine yeniden eğitim ve sertifikasyon süreçlerine tabi tutulması önerilmektedir.